Mevlana Çelebi İlim Ve Hizmet Vakfı'nın periyodik olarak düzenlediği aylık seminerlerin dördüncüsü Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Derneği Genel Başkanı Kemal ÖZER’in sunduğu “Mutfak’ta Tehlike Var!” isimli seminer ile gerçekleşti.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Derneği Genel Başkanı Kemal ÖZER, işkencelerin insan hakları ihlalleri olarak kabul edilirken, aslında işkencelerin farklı bir boyutu olarak derk edilmesi gereken gıda zehirlenmelerinin, insan hakları ihlali olarak kabul edilmediğini söyleyerek konuşmasına başladı. Daha sonra ise insanoğlunun ilk imtihanının Allah’ın “Bu ağaca yaklaşma.” emriyle başladığını söyledi.
Rabbimizin bizlere rehber olarak gönderdiği kitabında anlattığı, “Ashabı Kehf” örnekliğinden yola çıkarak; her şart ve ortamda yiyeceklerin temiz ve helal olanların tercih edilmesi gerektiğinin önemine vurgu yaptı.
Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Derneği Genel Başkanı Kemal ÖZER, işkencelerin insan hakları ihlalleri olarak kabul edilirken, aslında işkencelerin farklı bir boyutu olarak derk edilmesi gereken gıda zehirlenmelerinin, insan hakları ihlali olarak kabul edilmediğini söyleyerek konuşmasına başladı. Daha sonra ise insanoğlunun ilk imtihanının Allah’ın “Bu ağaca yaklaşma.” emriyle başladığını söyledi.
Rabbimizin bizlere rehber olarak gönderdiği kitabında anlattığı, “Ashabı Kehf” örnekliğinden yola çıkarak; her şart ve ortamda yiyeceklerin temiz ve helal olanların tercih edilmesi gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

Böylece biz, aralarında birbirlerine sormaları için onları uyandırdık: İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi. (Kimi) «Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık» dediler; (kimi de) şöyle dediler: «Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyi bilir. Şimdi siz, içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de, baksın, (şehrin) hangi yiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca, nâzik davransın (gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.» (Kehf Suresi 19 )
Çünkü onlar ölüm tehlikesi ile karşı karşıyayken bile, yiyecek almak için gönderdikleri arkadaşlarından, hangi yiyecek daha temiz ise onu erzak olarak almasını istemişlerdi.Mutfaklarımızın Müslüman mutfağı olup olmadığını sorgulamamızın, Rabbimizin haramlarına dikkat etmemizin ve Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanların yenilmemesi gerektiğinin önemini tekrar hatırlattı.
Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yeyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz; sonra sizi gazabım çarpar. Her kim ki kendisini gazabım çarparsa, hakikaten o, yıkılıp gitmiştir. ( Taha Suresi 81)
Taha Suresi 81. ayette rabbimizin temizden ne kastettiğini;
• Basit maddi kirleri mi?
• Manevi kirleri mi?
• Kimyasal kirleri mi?
• Biyolojik-genetik kirleri mi? sorgulamamız gerektiğini belirtti.Kimlerin dualarının kabul edildiğini sorarak; bu sorunun anlaşılması için Ebu Hureyre (r.a) ‘nin rivayet ettiği hadisi aktardı.
Hz. Ebu Hureyre r.a. anlatıyor: "Resûlullah s.av. buyurdular ki: "Öyle devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak. Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez." (Buhari, Büyü' 7, 23; Nesai, Büyü' 2, (7, 243))
Şüpheli şeylere karşı bir Müslüman’ın nasıl tavır takınması gerektiği ile ilgili olarak, Nu'man İbn-i Beşir (r.a)’den rivayet edilen hadise aktardı.Nu'man İbn-i Beşir radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmezler. Her kim bu şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, şerefini de korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere yönelirse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir."
Buhari, İman 39, Büyû' 2; Müslim, Müsâkat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû' 3, (3329, 3330); Tirmizi, Büyü 1, (1205); Nesai, Büyü 2, (7, 241).
Gıdanın miladını iki başlıkta izah etti.
1. İnsani-Fıtri Dönem (Hz. Adem’den 1900’e kadar)
2. Hedonist/Hazcı Dönem (1900’den günümüze )
Ekini ve nesli mahvetmeye çalışanlarla ilgili olarak Rothschıld ve Rockelfeller isimlerini dikkat çekti.Coca-Cola adlı ilacın 1886’da ABD’de eczanelerde satılmak üzere geliştirildiğini, 1895’te ise içeriğinin değiştirilerek gizemli bir içeceğe dönüştürüldüğünü söyledi. Gıda üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekmek için, Henry Kissenger’in “ Tarım bizim için, Tarım Bakanları’na bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.” sözünü aktardı.GDO meselesinin Siyasi, Sosyal, Ekonomik, Çevresel, Sağlık ve Dini boyutları olduğunu söyledi.
Dört türlü tohum olduğunu belirtti.
1. Geleneksel tohum
2. F1 tohumu
3. Hibrit tohumu
4. Genetik tohum ( GDO)
2006’dan itibaren geleneksel tohumların yasak olduğunu söyledi. Aslında F1 tohumu, hibrit tohumu, genetik tohumun aynı şeyler olduğunu ifade etti. F1 ve hibrit tohumlarının %90, genetik tohumun ise %10 oranında kullanıldığını, ama %90’lık oranın ihmal edilerek genelde bu konudaki konuşmaların %10’luk orana sahip genetik tohumlar üzerinden yapıldığını ifade etti.
Bir veya daha fazla gen bakımından farklı iki veya daha fazla canlı arasında yapılan çaprazlama sonucu elde edilen, tek kullanımlık tohum uygulamalarına hibrit denildiğini (melez, kırma ve ebter) söyledi.Hibrit tohumlarının yan etkisi olarak; hibrit tohumlarının elde edilen ürünlerin tabii yapısının bozulması nedeniyle kanser hastalıklarını tetiklediğini belirtti. Yine bu tohumların yan etkileri olarak aşağıdaki verilerini aktardı.
• 1970’de 100 evliden 2’si kısır.
• Aralık 2010-2011 100 evliden 30’u kısır.
• Yine bunun sonucunda başvurulan tüp bebek tedavilerinden 30’da birinin tuttuğu
Türkiye’de geleneksel tohumların çok ciddi oranda (%90’ların üzerinde) kaybedildiğini söyledi.Bir canlının gen diziminin bir bölümünün veyahut tümünün değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yahut da doğal programın bozulması yoluyla elde edilen yeni canlı organizma türlerine “Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar” ya da kısaca GDO dendiğini söyledi.% 100 GDO’lu tohum ekimlerinin Kanada ve Irak’ta yapıldığını ifade etti. Dünyada ilk gıda savaşının ise Irak savaşı olduğunu söyledi. Irak işgalinin arka planında aslında bu GDO’lu tohumların üretiminin olduğunu söyleyerek; Irak işgaline farklı bir cepheden bakılmasını sağladı.
Bolivya lideri Evo Morales’in “Tavuk yemeyin erkekliğinizi kaybedersiniz?” sözünü aktardı. Aslında zamanında kuş gribi adı altında yapılan itlafların büyük piliç şirketlerine pazar oluşturmak amaçlı yapıldığını ifade etti. Günümüzde satılan tavukların da % 95’inin de bu şirketlere ait olduğunu söyledi. GDO’nun ilaçlar, aşılar, kozmetikler, bitkiler, hayvanlar ve balıklarda olduğunu belirterek konuşmasını bitirdi.
Engin ATAMAN
Buhari, İman 39, Büyû' 2; Müslim, Müsâkat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû' 3, (3329, 3330); Tirmizi, Büyü 1, (1205); Nesai, Büyü 2, (7, 241).
Gıdanın miladını iki başlıkta izah etti.
1. İnsani-Fıtri Dönem (Hz. Adem’den 1900’e kadar)
2. Hedonist/Hazcı Dönem (1900’den günümüze )
Ekini ve nesli mahvetmeye çalışanlarla ilgili olarak Rothschıld ve Rockelfeller isimlerini dikkat çekti.Coca-Cola adlı ilacın 1886’da ABD’de eczanelerde satılmak üzere geliştirildiğini, 1895’te ise içeriğinin değiştirilerek gizemli bir içeceğe dönüştürüldüğünü söyledi. Gıda üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekmek için, Henry Kissenger’in “ Tarım bizim için, Tarım Bakanları’na bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.” sözünü aktardı.GDO meselesinin Siyasi, Sosyal, Ekonomik, Çevresel, Sağlık ve Dini boyutları olduğunu söyledi.
Dört türlü tohum olduğunu belirtti.
1. Geleneksel tohum
2. F1 tohumu
3. Hibrit tohumu
4. Genetik tohum ( GDO)
2006’dan itibaren geleneksel tohumların yasak olduğunu söyledi. Aslında F1 tohumu, hibrit tohumu, genetik tohumun aynı şeyler olduğunu ifade etti. F1 ve hibrit tohumlarının %90, genetik tohumun ise %10 oranında kullanıldığını, ama %90’lık oranın ihmal edilerek genelde bu konudaki konuşmaların %10’luk orana sahip genetik tohumlar üzerinden yapıldığını ifade etti.
Bir veya daha fazla gen bakımından farklı iki veya daha fazla canlı arasında yapılan çaprazlama sonucu elde edilen, tek kullanımlık tohum uygulamalarına hibrit denildiğini (melez, kırma ve ebter) söyledi.Hibrit tohumlarının yan etkisi olarak; hibrit tohumlarının elde edilen ürünlerin tabii yapısının bozulması nedeniyle kanser hastalıklarını tetiklediğini belirtti. Yine bu tohumların yan etkileri olarak aşağıdaki verilerini aktardı.
• 1970’de 100 evliden 2’si kısır.
• Aralık 2010-2011 100 evliden 30’u kısır.
• Yine bunun sonucunda başvurulan tüp bebek tedavilerinden 30’da birinin tuttuğu
Türkiye’de geleneksel tohumların çok ciddi oranda (%90’ların üzerinde) kaybedildiğini söyledi.Bir canlının gen diziminin bir bölümünün veyahut tümünün değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yahut da doğal programın bozulması yoluyla elde edilen yeni canlı organizma türlerine “Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar” ya da kısaca GDO dendiğini söyledi.% 100 GDO’lu tohum ekimlerinin Kanada ve Irak’ta yapıldığını ifade etti. Dünyada ilk gıda savaşının ise Irak savaşı olduğunu söyledi. Irak işgalinin arka planında aslında bu GDO’lu tohumların üretiminin olduğunu söyleyerek; Irak işgaline farklı bir cepheden bakılmasını sağladı.
Bolivya lideri Evo Morales’in “Tavuk yemeyin erkekliğinizi kaybedersiniz?” sözünü aktardı. Aslında zamanında kuş gribi adı altında yapılan itlafların büyük piliç şirketlerine pazar oluşturmak amaçlı yapıldığını ifade etti. Günümüzde satılan tavukların da % 95’inin de bu şirketlere ait olduğunu söyledi. GDO’nun ilaçlar, aşılar, kozmetikler, bitkiler, hayvanlar ve balıklarda olduğunu belirterek konuşmasını bitirdi.
Engin ATAMAN




















